Levent Özçelik perşembeleri mutlaka kabine geçiyor
© Muhsin Akgün
Gece

Nightside: Levent Özçelik

Gündüz işinde gücünde, gece yine işinde ama bambaşka bir unvanla. O, hem gündüzün hem gecenin kralı!
Yazar: Ali Tufan Koç
4 dakikalık okumaPublished on
Gündüz herkes gibi işinde, toplantısında, akşam çökünce ortağı olduğu kulüpleri teftişte, hatta zaman zaman kabinde müziğin başında.
Bitmeyen enerjilerini ve yaratıcılıklarını hayatlarının her alanında kullanabilen, geceden aldıkları ilhamı “asıl” işlerine layıkıyla aktaran ve bu özellikleriyle hepimizde hayranlık uyandıran isimlerin hikayelerini anlatacağımız serinin ilk konuğu, 24 saatin hakkını veren Levent Özçelik.
Levent Özçelik gece karakterine dönüşmeden önce...

Levent Özçelik gece karakterine dönüşmeden önce...

© Muhsin Akgün

İstanbul gece hayatının “Kim kimdir?” haritasını çıkarmaya kalksanız Levent Özçelik’in ‘kelle’ fotoğrafı trafiğin tam ortasında olur ve evet, tüm oklar/yollar ona çıkar.
Ajans sahibi, fotoğrafçı, seyahat yazarı, DJ, kulüp/restoran sahibi, girişimci, partici, daima gidici!
Kolunun altında hep proje, ceketinin iç cebinde hep bir bilet, bir pasaport... Levent Özçelik’in muhteşem hayatına hoş geldiniz.
Tipik bir iş günü şöyle geçiyor: Ajansı ERA Medya ile çalıştığı markalara fikir üretiyor, toplantı üstüne toplantı, sunum üstüne sunum. Arada Habertürk yazılarını yazıyor. Vakit buldukça kitap ve fotoğraf projelerini toparlıyor. En son ‘1 yılda 23 ülkede 70'e yakın şehirde 101 nokta’ konseptli Instagram Günlüğü kitabını çıkarmıştı mesela.
Hava kararınca ise gece karakterine dönüşüyor. Mekanları arasında mekik dokuyor. Geceye ortağı olduğu Zelda Zonk’ta başlıyor. Sonra, yine ortağı olduğu Novo’ya geçiyor. Her perşembe mutlaka Novo’da çalıyor. O çalıyor, Mehmet Erdem’inden Gonca Vuslateri’sine, Emre Karayel’ine müzisyenler, oyuncular, yazarlar çizerler sabaha kadar dans ediyor. Sürpriz yaparak çaldığı diğer mekanlar arasında Lucca da var. İki mekan arası mutlaka hızlı bir tura çıkıyor, eşinin dostunun davetlerine, partilerine uğruyor.
Levent Özçelik perşembeleri mutlaka kabine geçiyor

Levent Özçelik perşembeleri mutlaka kabine geçiyor

© Muhsin Akgün

Gündüzü bu kadar yoğun, koşturmalı biri neden hızını alamayıp gece hayatından da rol çalsın? Levent’e göre fotoğraf çekmek, bir kulübü döndürmek, DJ’lik yapmak, yazı yazmak, parti vermek hep birbirini besleyen durumlar. Eksenindeyse müzik, gece, parti var.
En çok insanları eğlendirmeyi seviyorum sanırım. Sevdiklerim gelsin, dans etsin, iyi vakit geçirsin; benden mutlusu olmaz. Ve ertesi sabah, gece kaçta bitmiş olursa olsun müthiş bir enerjiyle, mutlulukla uyanıyorum. Gün boyunca daha zinde, daha yaratıcı oluyorum.
Hızına yetişmek, enerjisini çözmek zor. Peşine düştük. Köşede sıkıştırdık. Adım adım takip ettik. Gündüzünü ayrı, gecesini ayrı yaşadık. Neticede biz helak olduk, o ise enerjisinden hiçbir şey kaybetmedi.
Bu arada birkaç tavsiye de cebe indirdik.
Kural 1: Üşenmeyeceksin. “Şu an biri seyahat programı yapsa, ‘Hadi gidiyoruz’ dese, toplantım yoksa hemen atlar giderim.” İstanbul’daki hali de bundan pek farklı değil. Ne ertesi sabah toplantısı ne akşamdan kalma hali engel oluyor ona. Her yerde, herkesle. Sürekli.
Kural 2: Bol bol meyve yiyeceksin. “Gece hayatı insanından tavsiye mi alınır?” diye göz devirmeyin. Karşınızdaki bir güne birkaç toplantı, sunum, iş yemeği, performans (DJ’lik) sığdıran, gece boyunca illa ki iki-üç kapı yapan biri. Üstelik tüm bunları haftanın beş-altı günü yapabiliyor. “Yediğime içtiğime çok dikkat ediyorum,” diyor. “İster gündüz ister gece, acıktıkça meyve yiyorum.”
Kural 3: Bir İspanyol gibi yaşayacaksın. “Adamlar boşuna siesta diye bir şey yaratmamış,” diyor, güzellik uykusuna inanıyor. “Gün boyunca herkes yorgun, bitkin, huysuz hisseder. Normal. Tek ihtiyacın kestirmek. Yarım saat de olur, birkaç saat de... Biraz ‘Şuraya kafamı koyayım’ dedin mi, tamam. Şarj olursun. Kendine gelirsin. Gün boyunca mutlaka birkaç saatliğine eve kapanıyorum, kestiriyorum. Geceye hazır kalkıyorum. Her türlü ilaca, vitamine bedel.”

Biraz ondan biraz bundan, havadan sudan

* Ev partileri meşhur. Evini hızlıca kulübe dönüştürebiliyor. Bir bakmışsınız, evin ortasına kurulmuş sahnede Mehmet Erdem ya da İlhan Erşahin çıkmış. “İyi bir ev partisi dediğin şey çok basit aslında. İyi kokteyl, bol içki, birbiriyle uyumlu kalabalık ve herkesi harekete geçirecek doğru müzik,” diyor.
* Şu an “#north” belgeseli üzerinde çalışıyor. Fırsat buldukça Kanada’dan Norveç’e kuzeyi boydan boya geziyor. Fotoğraf çekiyor, kameraya alıyor, bol bol yazıyor.
* En sevdiği seyahat noktalarından biri Küba. Kaç defa gittiğinin sayısını unutmuş. Küba üzerine çıkardığı kitaplar, aplikasyonlar var.