Bir Oyun Daha
18 Mayıs 2010 tarihinde PS3 ve Xbox360 platformları için çıkış yapan Red Dead Redemption, oyunculara Vahşi Batı’da kovboy olma şansı tanımıştı. Büyük beğeni toplayan oyunun ilerleyen yıllarda PC’ye çıkışı beklense de ikinci oyunun duyurusuyla beraber bu hayal tamamen rafa kalkmıştı. Red Dead Redemption 2 ise ilk duyurusundan itibaren ne kadar iddialı ve ne kadar detaylı olacağını göstermişti ama son aylarda yayımlanan videolarla birlikte çıta öyle bir noktaya çıktı ki oyun daha çıkış yapmadan hemen hemen herkes tarafından yılın oyunu ilan edildi. En nihayetinde 26 Ekim’de oyuncularla buluşan oyun, bu beklentileri boşa çıkarmadığını net olarak ortaya koydu. Neden mi? Hemen sıralayayım.
Müthiş sunum
Red Dead Redemption 2’yi açar açmaz oyuncuyu karşılayan sunum sadece bununla yetinmeyip oyunun geneline yayılıyor. Sinematik kamera açılarıyla desteklenen bu sunum tarzı sadece ara sahnelerde değil, at üstünde geçen yolculuklarda da opsiyonel olarak oyuncuya sunuluyor. Karakterler arası bol sohbetle de renklenen bu yolculuklar, üstten - alttan giren siyah bantlar ve farklı kamera açıları sayesinde daha keyifli hale geliyor. Oyun boyunca hikayenin akışı yine başarılı bir şekilde oyuncuya aktarılırken, ara sahnelerle de destekleniyor.
Vahşi Batı atmosferi
Oyunun en iyi yaptığı şeylerden biri, unutulmaya yüz tutmuş Vahşi Batı temasını şahane bir şekilde oyuncuya yansıtması. Pazar günlerinin yıllarca vazgeçilmezi olan Vahşi Batı filmlerinin dışında bu temaya çok fazla maruz kaldığımız söylenemez. Oyun dünyasında da Call of Juarez serisi dışında akılda kalan oyun sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Red Dead Redemption 2 ise hem haritası, hem ekosistemi, hem mekan tasarımları, hem karakterleri, hem müzikleri, hem de ortaya çıkan doğal olaylar silsilesi ile oyunculara tam anlamıyla bir kovboy olma hissiyatı veriyor.
Yaşayan açık dünya
Red Dead Redemption 2, gerçek anlamda yaşayan bir açık dünyaya sahip. Ana hikayeyi akıtmak dışında etrafta özgürce dolaşabilir ve olup bitenlere tanık olabilirsiniz. Yolda kalan birine yardım etmek veya onu derdiyle baş başa bırakmak, gördüğünüz her insanla iletişim kurmaya çalışmak, işi gücü bırakıp avlanmak ve hatta balık tutmak, çetelerin saklandıkları yerleri basmak ya da oyunu % 100 bitirmek için toplanabilecek her şeyi toplamak yapılabileceklere sadece birkaç örnek. Yanından geçtiğiniz insanların dış görünüşünüze tepki vermeleri de bu canlılığın bir başka öğesi.
Muazzam ince detaylar
Oyunu değerli kılan şeylerden biri de muazzam detaylara sahip olması. Belki bunların hepsi oynanışa çok fazla etki etmiyor ancak hem oyunun dünyasını daha zengin kılıyor, hem de atmosferi daha da güçlendiriyor. Atınızla aranızda kurduğunuz bağın önemi büyük, ona göstereceğiniz şiddetin ise tepik gibi bir karşılığı oluyor. Karakterinizin saçını ve sakalını uzatmak, kısaltmak, bakımla daha iyi hale getirmek mümkün. Silahların çamura bulanınca teklemesinden tutun da üstümüz kana bulanınca insanlardan gelen tepkinin değişmesine dek daha nice ince detay insanın ağzını açık bırakıyor.
Mini oyunlar
Açık dünya oyunların vazgeçilmezi olan mini oyunlar, ilk oyunda olduğu gibi ikinci oyunda da yer almakta. Red Dead Redemption 2’de hikayenin ya da yan görevlerin peşinde koşmak yerine mini oyunlara kapılmak mümkün ki bazıları bağımlılık yapma potansiyeline de sahip. Ne gibi mi? Kamptaki dostlarınızda masanın başına oturup domino oynayabilir, kasabaları ziyaret ettiğinizde poker masalarına oturabilir, pokerde kendinize güvenmiyorsanız 21’i (Blackjack) tercih edebilir ya da reflekslerinize güvenip parmaklar arasında bıçak gezdirme düelloları yapabilirsiniz.
Sabır isteyen oynanış
Şu ana kadar oyunun ne kadar detaylı olduğunu anlattım ana hatlarıyla. Bu noktada önemli bir konuya dikkat çekmek gerekiyor ki o da Red Dead Redemption 2’nin diğer açık dünya oyunlara göre daha fazla sabır gerektirmesi. Bunun nedeni oyunun zorluğu ya da oynanış mekanikleri değil, gerçekçi bir atmosfer sunma çabası. At üstündeki bir kovboy olarak -benzer türdeki diğer oyunlar gibi- bir noktadan diğerine çabucak ve hiçbir şeyi umursamadan gitmek yerine içinde bulunduğunuz dünyayı yaşamanızı istiyor oyun. Bu tempoya ayak uydurduğunuzda ise eşsiz bir Vahşi Batı macerasına kaptırıyorsunuz kendinizi.